Göz sağlığında geri dönüşümsüz görme kaybının dünya genelindeki en yaygın nedenlerinden biri olan glokom, optik sinir liflerinin sinsi biçimde tahrip olmasıyla karakterize ilerleyici bir nöropatidir. Halk arasında “karasu hastalığı” veya doğrudan “göz tansiyonu” olarak bilinen bu patoloji, çoğu hastada hiçbir erken belirti vermeksizin periferik görme alanını kemirir. Erken tanı protokolleri işletilmediğinde merkezi görmeyi de tehdit eden bu süreç, zamanında müdahale edilmediğinde kaçınılmaz olarak kalıcı körlük riski doğurur.
Glokom Nedir?
Glokom, göz küresi içinde üretilen aköz sıvısının tahliye yollarındaki direnç nedeniyle göz içi basıncının yükselmesi veya sinir başının vasküler duyarlılığı neticesinde optik sinir hasarı gelişmesi durumudur. Gözün arkasındaki retina gangliyon hücre aksonlarının kademeli olarak apoptozise (programlı hücre ölümüne) uğramasıyla seyreder. Bu hücresel kayıp, optik diskte çukurluk disk oranı artışına ve zamanla çevre sinir liflerinde merkeze doğru ilerleyen kalıcı görme alanı daralmasına yol açar.
Toplumda glokom ile yüksek göz tansiyonu kavramları sıklıkla birbiri yerine kullanılır; ancak glokom yapısal bir sinir hastalığıdır. Basınç artışı bu sinir harabiyetinde en önemli ve değiştirilebilir risk faktörüdür. Sinir lifi tabakasındaki kayıplar merkezi sinir sistemi uzantısı olduğu için kendiliğinden yenilenemez; dolayısıyla glokomda uygulanan tüm modern tıbbi ve cerrahi yaklaşımlar kaybedilen görmeyi geri getirmeyi değil, mevcut görme potansiyelini ömür boyu korumayı hedefler.

Göz Tansiyonu ile Glokom Arasındaki Fark Nedir?
Klinik pratikte oküler hipertansiyon ile glokom tablosunun sınırlarını doğru çizmek, gereksiz ilaç kullanımını önlemek veya geç teşhis riskini bertaraf etmek açısından esastır.
Tablo 1: Oküler Hipertansiyon ile Glokomun (Karasu Hastalığı) Karşılaştırmalı Ayırıcı Tanı Analizi
| Klinik Parametre | Oküler Hipertansiyon (Yüksek Göz Tansiyonu) | Glokom (Karasu Hastalığı / Optik Nöropati) |
| Göz İçi Basıncı (GİB) | Standart tonometride 21 mmHg üzerinde ölçülür | Yüksek, istatistiksel normal (≤ 21 mmHg) veya düşük olabilir |
| Optik Sinir Başı Morfolojisi | Nöroretinal halka sağlamdır, patolojik çukurluk izlenmez | Karakteristik optik disk çukurluğu (cup/disc artışı) ve çentiklenme mevcuttur |
| Bilgisayarlı Görme Alanı | Görme alanında hiçbir kayıp, skotom veya daralma yoktur | Bjerrum skotomu, nazal basamak ve periferik görme alanı defektleri vardır |
| Retina Sinir Lifi Tabakası (RNFL) | Spektral OCT ölçümlerinde mikron düzeyinde incelme saptanmaz | OCT taramasında sinir lifi tabakasında ve gangliyon hücrelerinde belirgin incelme izlenir |
| Temel Klinik Yaklaşım | Risk profiline göre periyodik takip veya koruyucu tekli damla | Çoklu göz içi basıncı düşürücü damlalar, SLT lazeri veya mikrocerrahi (trabekülektomi) |
Göz İçi Sıvı Dolaşımı Nasıl Gerçekleşir?
Gözün ön kamarasını besleyen ve şeklini koruyan hümör aköz sıvısı, iris arkasındaki siliyer cisim epitel hücreleri tarafından kesintisiz olarak salgılanır. Bu berrak sıvı arka kamaradan göz bebeği (pupil) aralığından geçerek ön kamaraya ulaşır. Aköz sıvısı, gözün saydam dokuları olan kornea ve lensi besledikten sonra kornea ile irisin birleştiği ön kamara açısı bölgesinden gözü terk eder.
Tahliyenin yaklaşık %80-90’ı mikroskobik bir filtre görevi gören trabeküler ağ üzerinden Schlemm kanalı içine süzülerek episkleral venöz dolaşıma karışır. Sıvının geri kalan %10-20’lik kısmı ise uveoskleral yolaktan emilir. Glokom patogenezinde temel problem, sıvının fazla üretilmesi değil; trabeküler ağ gözeneklerinin mikroskobik düzeyde tıkanması veya açının anatomik olarak daralması sonucu dışa akım direncinin artmasıdır.
Glokom Belirtileri Nelerdir?
Hastalığın tipi ve ilerleme hızına bağlı olarak ortaya çıkan klinik işaretler şunlardır:
– Sinsi Başlangıç: Açık açılı glokomda ilk yıllarda hiçbir ağrı, kızarıklık veya bulanıklık hissedilmez.
– Periferik Görme Kaybı: Yan taraflardaki nesneleri, merdiven basamaklarını veya yanından geçen kişileri fark edememe.
– Tünel Görüşü: İleri evrelerde etrafı sanki dar bir borunun içinden izliyormuş gibi sadece merkezi alanı görebilme.
– Akut Göz Tansiyonu Krizi: Aniden gelişen şiddetli göz ve baş ağrısı, bulantı, kusma ve taş gibi sertleşen göz küresi.
– Işık Haleleri: Işık kaynaklarının ve sokak lambalarının etrafında gökkuşağı benzeri renkli halkalar algılama.
– Düşük Işıkta Odaklanma Güçlüğü: Loş ortamlarda, sinemada veya gece araç kullanırken görme kalitesinde belirgin düşüş.
– Sık Gözlük Numarası Değişimi: Yakın gözlük ihtiyacının beklenmedik biçimde hızla artması ve presbiyopinin hızlanması.
Sinsi İlerleyen Glokom Nasıl Fark Edilir?
Primer açık açılı glokom olgularının %90’ı tamamen asemptomatik bir seyir izler. Kornea ve ön kamara şeffaflığını koruduğu için gözde kızarıklık veya dışarıdan fark edilen bir değişiklik oluşmaz. İnsan beyni, iki gözden gelen görüntüleri kortekste kusursuzca birleştirerek bir gözdeki görme alanı kaybını diğer gözle telafi eder.
Bu kompanzasyon mekanizması nedeniyle birey, sinir liflerinin %40 ila %50’si geri dönüşümsüz olarak ölünceye kadar hastalığı kendi kendine fark edemez. Hastalar çoğunlukla araba kullanırken yan aynaları görememe, kapı pervazlarına omuz çarpma veya elindeki bardağı masaya koyarken devirme gibi periferik görüşün zayıflamasına bağlı sakarlıklar yaşamaya başladıklarında hekime başvururlar. Tek erken fark etme yöntemi, hiçbir şikayet yokken yapılan periyodik göz dibi muayenesi ve taramalardır.
Akut Göz Tansiyonu Krizinin Belirtileri Nelerdir?
Dar açılı veya açı kapanması glokomu formunda, iris kökünün trabeküler ağı aniden tamamen tıkaması sonucu hümör aköz dışarı akamaz ve göz içi basıncı dakikalar içinde normal sınırların üç katına (50-70 mmHg) fırlar. Bu tablo akut glokom krizi olarak tanımlanır ve oftalmolojinin en acil tıbbi durumlarından biridir.
Kriz tablosunda hasta; o taraf göz küresinde, şakakta ve kafatasında zonklayıcı, dayanılmaz bir ağrı yaşar. Ağrı o kadar yoğundur ki sıklıkla mide bulantısı, fışkırır tarzda kusma ve bradikardi (kalp yavaşlaması) eşlik eder; bu nedenle tablo yanlışlıkla migren veya akut batın ile karıştırılabilir. Kornea epitelinin yüksek basınçla ödemlenmesi sonucu görme adeta buzlu bir camın arkasından bakıyormuşçasına puslanır ve göz kızarır.
Görüş Alanında Daralma Nasıl Başlar?
Optik sinir lifleri retinadaki coğrafi yerleşimlerine göre belirli görme sahalarından sorumludur. Glokomatöz hasarda basınçtan ilk etkilenen nöronlar, optik diskin üst ve alt kutuplarındaki lamina kribroza deliklerinden geçen parasantral ve periferik sinir lifleridir.
Bu hücresel ölüm, başlangıçta görme alanında “Bjerrum skotomu” adı verilen kavisli kör noktalar ve burun basamağı defektleri oluşturur. Hasta düz karşıya baktığında 10/10 tam keskinlikte görmeye devam eder; ancak görme sahasının kenarlarından başlayarak daralan karanlık alanlar aylar ve yıllar içinde birleşir. En son aşamada yalnızca foveal merkezi görme kalır (tünel görüşü); bu son ada da söndüğünde tam kalıcı körlük meydana gelir.
Işıkların Etrafında Renkli Halkalar Görülmesi Neye İşarettir?
Gece sokak lambalarına veya otomobil farlarına bakıldığında ışığın etrafında yeşil, kırmızı ve sarı gökkuşağı benzeri halkalar (haleler) görülmesi, kornea dokusunda akut veya subakut sıvı ödemi geliştiğinin en somut optik göstergesidir.
Göz içi basıncı kornea endotel hücrelerinin sıvı pompalama kapasitesini aştığında, hümör aköz sıvısı kornea epiteli arasına sızar. Şişen epitel hücreleri ışığı bir prizma gibi kırarak halkalanma etkisi yaratır. Bu durum özellikle dar açılı glokom hastalarında akşam saatlerinde loş ışıkta pupilla genişlediğinde ortaya çıkan aralıklı açı kapanması ataklarının erken uyarı işaretidir.
Glokom Çeşitleri Nelerdir?
Glokom tek bir antite olmayıp, ön kamara açısının morfolojisine, hastanın yaşına ve etiyolojik mekanizmalara göre farklı klinik tablolara ayrılır.
Tablo 2: Glokom Tiplerinin Patofizyolojik Mekanizmaları, Klinik Seyirleri ve Tedavi Standartları
| Glokom Tipi | Patofizyolojik ve Anatomik Mekanizma | Karakteristik Klinik Seyir ve Belirtiler | Altın Standart Tedavi Protokolü |
| Primer Açık Açılı Glokom | Trabeküler ağ filtrasyon gözeneklerinde mikroskobik akım direnci | Ağrısız, sinsi ilerleyen periferik görme kaybı, geç dönemde tünel görüşü | Prostaglandin/Beta bloker damlalar, SLT lazeri, Trabekülektomi |
| Dar Açılı / Açı Kapanması Glokomu | İris kökünün ön kamara drenaj açısını mekanik olarak tıkaması | Aralıklı baş ağrısı, renkli haleler; kriz anında dayanılmaz ağrı ve kusma | Acil YAG lazer periferik iridotomi (LPI), katarakt ekstraksiyonu |
| Normal Tansiyonlu Glokom | GİB ≤ 21 mmHg iken sinir başı vasküler perfüzyon yetmezliği | Ağrısız, optik diskte kıymık kanamalar, Raynaud ve migren birlikteliği | Göz içi basıncını %30 daha aşağıya çekmek (10-12 mmHg), kalsiyum blokerleri |
| Konjenital (Doğuştan) Glokom | Trabeküler ağ ve açının intrauterin gelişim kusuru (disgenezis) | Buftalmus (iri göz küresi), kornea buğulanması, fotofobi ve epifora | Erken cerrahi zorunludur: Gonyotomi, Trabekülotomi veya Tüp şant |
| Psödoeksfoliyasyon Glokomu | Lens kapsülünden dökülen fibriler kepeksi materyalin açıyı tıkaması | Çok yüksek göz içi basıncı pikleri, hızlı sinir hasarı, asimetrik tutulum | Agresif medikal tedavi, erken SLT lazeri, trabekülektomi cerrahisi |
| Neovasküler Glokom | İskemik retina zemininde (diyabet vb.) açıda fibrovasküler zar üremesi | Tedaviye dirençli aşırı yüksek basınç, dayanılmaz göz ağrısı, kornea ödemi | İntravitreal Anti-VEGF iğneleri, Panretinal fotokoagülasyon, Valfli tüp şant |
Primer Açık Açılı Glokom Nasıl Gelişir?
En sık görülen glokom formu olan primer açık açılı glokom, tüm olguların yaklaşık %80’ini oluşturur. Gonyoskopi muayenesinde kornea ile iris arasındaki açı anatomik olarak tamamen açık izlenir; ancak trabeküler ağın süngerimsi kanallarında yaşlanma ve hücresel dejenerasyona bağlı mikroskobik bir filtre tıkanıklığı mevcuttur.
Hümör aköz sıvısı dışarı akamadıkça göz içi basıncı kademeli olarak yükselir. Bu basınç artışı aylara ve yıllara yayıldığı için kornea dokusu bu duruma adapte olur ve hiçbir ödem veya ağrı gelişmez. Optik sinir lifleri sessizce ezilerek geri dönüşümsüz nöron kaybı yaşanır; bu durum sinsi doğası nedeniyle rutin muayeneler dışında erken yakalanamaz.
Dar Açılı Glokom Neden Acil Müdahale Gerektirir?
Dar açılı glokom veya açı kapanması glokomu, hipermetrop ve küçük göz yapısına sahip bireylerde, kalınlaşmış kataraktlı lensin irisi öne doğru itmesiyle gelişir. Ön kamara açısı aşırı daralmıştır.
Göz bebeğinin genişlediği loş ışık ortamlarında gevşeyen iris dokusu periferde katlanarak zaten dar olan açıyı bir anda tamamen kapatabilir. Açı kilitlendiğinde gelişen akut glokom krizi, optik sinir aksonlarını saatler içinde hipoksik nekroza sürükler. Kalıcı körlük riski taşıyan bu tablonun ilk saatlerde damardan hiperosmotik ajanlar ve acil lazer periferik iridotomi ile açılması zorunludur.
Normal Tansiyonlu Glokom Nedir?
Normal tansiyonlu glokom, tonometri ölçümlerinde göz içi basıncının sürekli olarak istatistiksel normal sınırlar içinde (10-21 mmHg) kalmasına rağmen, optik sinirde tipik glokomatöz çukurluk ve görme alanı kaybının ilerlediği özel bir klinik antitedir.
Bu hastalarda temel patoloji basınç yüksekliğinden ziyade, optik sinir başının vasküler beslenme bozukluğu, gece tansiyon düşüşleri (gece hipotansiyonu), vazospazm (Raynaud fenomeni), migren öyküsü veya lamina kribrozanın mekanik zayıflığıdır. Bu grupta dahi sinir hasarını durdurmanın kanıtlanmış tek yolu, normal seviyedeki göz içi basıncını ilaçlarla veya cerrahiyle %30 daha aşağıya (10-12 mmHg bandına) çekmektir.
Bebeklerde Görülen Doğuştan Glokom Nasıl Anlaşılır?
Doğuştan göz tansiyonu olarak bilinen konjenital glokom, anne karnındaki gelişim sırasında trabeküler ağ yapısının tam olgunlaşamaması (trabekülodisgenezis) sonucu doğumu takip eden ilk aylarda veya ilk 3 yılda ortaya çıkar. Bebeklerin göz duvarını oluşturan sklera ve kornea dokusu elastik olduğundan, artan basınç göz küresini devasa boyutlara ulaştırır.
Bu durum tıp dilinde “öküz gözü” anlamına gelen buftalmus tablosunu yaratır. Anne ve babalar bebeğin gözlerinin aşırı iri ve güzel olduğunu düşünebilir; ancak bu tabloya ışıktan aşırı rahatsız olma (fotofobi), sürekli göz sulanması (epifora), gözleri kısma (blefarospazm) ve korneanın mavimsi-beyaz bir duman tabakasıyla puslanması eşlik eder. Konjenital glokomda ilaçlar yetersizdir; acil cerrahi müdahale şarttır.

Diğer Hastalıklara Bağlı İkincil Glokom Nasıl Ortaya Çıkar?
Sekonder glokom, gözdeki başka bir primer hastalığın veya travmanın trabeküler ağ akışını bozmasıyla tetiklenir:
– Psödoeksfoliyasyon Glokomu: Özellikle Akdeniz ve İskandinav ırklarında lens kapsülünden dökülen kepek benzeri beyaz protein fibrillerinin trabeküler ağı mekanik olarak tıkaması.
– Pigmenter Glokom: Miyop genç erkeklerde irisin arka yüzeyindeki pigment granüllerinin dökülerek drenaj kanallarını tıkaması.
– Neovasküler Glokom: Şeker hastalığı veya retina damar tıkanıklığı sonrasında retinanın oksijensiz kalarak ön kamara açısında kontrolsüz yeni damarlar ve fibröz zarlar üretmesi.
– Steroid Glokomu: Alerji veya eklem hastalıkları nedeniyle uzun süreli kortizonlu göz damlası veya hapı kullananlarda trabeküler hücrelerin yapısının bozulması.
Glokom Risk Faktörleri Nelerdir?
Glokom gelişiminde rol oynayan klinik ve demografik risk parametreleri şunlardır:
– Ailevi Yatkınlık: Birinci derece akrabalarında (anne, baba, kardeş) glokom öyküsü bulunan bireyler.
– İleri Yaş: 40 yaşın üzerindeki bireyler (her 10 yılda risk katlanarak artar).
– Göz İçi Basıncı Yüksekliği: Rutin ölçümlerde basıncın 21 mmHg üzerinde seyretmesi.
– İnce Kornea Yapısı: Santral kornea kalınlığının 500 mikronun altında ölçülmesi.
– Yüksek Kırma Kusurları: Yüksek miyopi (açık açılı glokom riski) veya yüksek hipermetropi (dar açılı glokom riski).
– Sistemik Hastalıklar: Diabetes mellitus (şeker hastalığı), hipertansiyon ve hipotansiyon dalgalanmaları.
– Kortikosteroid Kullanımı: Uzun süreli topikal, oral veya inhale kortizon tedavisi öyküsü.
– Geçirilmiş Göz Travmaları: Göze alınan künt darbeler neticesinde açı resesyonu gelişmesi.
Ailede Göz Tansiyonu Öyküsü Riski Artırır mı?
Evet, glokom gelişiminde ailevi yatkınlık en belirleyici faktörlerden biridir. Genetik araştırmalar, trabeküler ağın filtrasyon kalitesini ve optik sinir liflerinin basınca dayanıklılığını kodlayan birçok genetik mutasyon saptamıştır.
Birinci derece akrabasında (özellikle anne, baba veya kardeşinde) açık açılı glokom bulunan bir bireyin hayatı boyunca glokom geliştirme riski, toplumdaki normal bireylere kıyasla yaklaşık 4 ila 9 kat daha fazladır. Bu nedenle ailesinde glokom veya erken yaşta görme kaybı öyküsü olan bireyler, 35 yaşından itibaren hiçbir şikayetleri olmasa dahi her yıl düzenli nöronal göz taramasından geçmelidir.
İleri Yaş Glokom Gelişimini Nasıl Etkiler?
Yaşlanma süreci, hümör aköz sıvısının dışa akım yollarında doğal bir fizyolojik yıpranma yaratır. Yıllar geçtikçe trabeküler ağ dokusundaki endotel hücrelerinin sayısı azalır, hücre dışı matriks kalınlaşır ve Schlemm kanalı lümeni daralır.
Kırk yaşın üzerindeki bireylerde glokom görülme sıklığı yaklaşık %2 iken, bu oran 70’li yaşlarda %8-10 seviyelerine tırmanır. Ayrıca yaşla birlikte gözün doğal merceği (kristalin lens) kalınlaşarak ön kamara açısını öne doğru daraltır; bu durum dar açılı glokom riskini belirgin şekilde artırır.
Şeker Hastalığı ve Yüksek Tansiyon Glokomu Tetikler mi?
Diyabet ve sistemik vasküler hastalıklar, glokom patogenezinde çift yönlü bir yıkım mekanizması işletir. Şeker hastalığı, mikrovasküler endotel hasarı yaratarak optik sinir başının beslenmesini bozar ve sinir hücrelerini basınç stresine karşı savunmasız kılar. Ayrıca kontrolsüz diyabetik retinopati olgularında açıda yeni damarlar üreyerek en tehlikeli glokom türü olan neovasküler glokom tablosu gelişebilir.
Sistemik hipertansiyon ise siliyer cisimdeki kapiller hidrostatik basıncı artırarak göz içi sıvı üretimini çoğaltabilir. Daha da tehlikelisi, aşırı agresif tansiyon düşürücü ilaç kullanımı sonucu gece uykusunda gelişen sistemik hipotansiyondur; tansiyon aniden düştüğünde optik sinir başına giden perfüzyon basıncı çöker ve normal tansiyonlu glokom hasarı tetiklenir.
İnce Kornea Yapısı Glokom Teşhisini Nasıl Yanıltır?
Göz tansiyonu ölçüm cihazlarının (özellikle aplanasyon tonometresi) kalibrasyonu, insan korneasının ortalama 540-550 mikron kalınlığında olduğu varsayımına göre ayarlanmıştır. Kornea, göz küresinin önündeki saydam saat camı gibidir.
Eğer hastanın kornea kalınlığı genetik olarak inceyse (örneğin 480 mikron), cihaz korneayı çok kolay esnetir ve göz tansiyonunu gerçekte olduğundan 3-5 mmHg daha düşük (örneğin 18 mmHg yerine 14 mmHg) ölçer; bu durum hekimi yanıltarak glokom tanısının atlanmasına neden olur. Aksine kalın kornealı bireylerde tansiyon yapay olarak yüksek çıkar. Bu nedenle pakimetri ölçümü yapılmadan tek başına tonometri ile konulan glokom teşhisi eksiktir.
Glokom Teşhisi Nasıl Konulur?
Glokom tanısı tek bir testle değil, yapısal ve fonksiyonel nörooftalmolojik testlerin bir araya getirilmesiyle adım adım kesinleştirilir:
- Göz İçi Basıncı Ölçümü (Tonometri): Standart aplanasyon tonometrisi ile kornea üzerinden göz tansiyonu kaydedilir.
- Pakimetri ile Kornea Kalınlığı Analizi: Ultrasonik veya optik yöntemle santral kornea kalınlığı ölçülerek düzeltilmiş gerçek göz tansiyonu hesaplanır.
- Gonyoskopi ile Açı Muayenesi: Özel üç aynalı gonyolensler ile ön kamara açısının açık, dar veya kapalı olduğu belirlenir.
- Biyomikroskopik Göz Dibi Muayenesi: Göz bebeği büyütülerek optik sinir başının nöroretinal halkası ve çukurluk disk oranı incelenir.
- Optik Koherens Tomografi (OCT): Retina sinir lifi tabakası kalınlığı mikron düzeyinde taranarak hücresel kayıplar grafiklendirilir.
- Bilgisayarlı Görme Alanı Testi (Perimetri): Retinanın ışık duyarlılığı haritalandırılarak fonksiyonel görme alanı kaybı derecelendirilir.
Göz İçi Basıncı Nasıl Ölçülür?
Göz tansiyonu ölçümünde altın standart yöntem Goldmann aplanasyon tonometrisi tekniğidir. Göze anestezik ve floresein boyası içeren bir damla damlatıldıktan sonra biyomikroskop üzerindeki özel prizma kornea yüzeyine nazikçe temas ettirilir. Prizmanın korneada 3.06 milimetrelik dairesel bir alanı düzleştirmesi için gereken mekanik kuvvet, milimetre-cıva (mmHg) cinsinden göz içi basıncını verir.
Halk sağlığı taramalarında sıkça kullanılan temassız hava püskürtmeli tonometreler tarama için pratik olsa da kornea elastikiyetinden aşırı etkilenir. Tanı ve tedavi takibinde kesinlikle temaslı aplanasyon tonometrisi ölçümleri baz alınmalıdır.
Kornea Kalınlığı Ölçümü Neden Zorunludur?
Pakimetri ölçümü, glokom yönetiminde yanlış teşhisleri önleyen en temel güvenlik basamağıdır. Korneanın santral kalınlığı cihazların direnç katsayısını doğrudan değiştirir.
Örneğin, göz tansiyonu 23 mmHg çıkan bir hastanın korneası 600 mikron (aşırı kalın) ise, düzeltilmiş gerçek tansiyonu aslında 19 mmHg’dir ve hasta glokom değil basit bir yalancı hipertansiyon tablosundadır. Ancak tansiyonu 19 mmHg ölçülen bir hastanın korneası 470 mikron (aşırı ince) ise, bu hastanın gerçek göz tansiyonu 24-25 mmHg seviyesindedir ve sinsi bir glokom hasarı yaşıyor olabilir. Bu nedenle pakimetri olmadan glokom teşhisi konulamaz.
Görme Alanı Testi Hasarı Nasıl Ortaya Çıkarır?
Bilgisayarlı statik perimetri incelemesi, glokomun yarattığı fonksiyonel hasarın boyutunu ölçen vazgeçilmez bir tetkiktir. Hasta başını beyaz bir kubbe cihazına yaslar ve merkezdeki sabit ışığa odaklanır. Cihaz periferik ve merkezi görme sahasında rastgele noktalarda farklı parlaklıklarda ışık çakar; hasta ışığı her gördüğünde elindeki butona basar.
Cihazın yazılımı, retinanın her noktasının desibel cinsinden ışık algılama eşiğini çıkarır. Hasar gören sinir liflerinin sorumlu olduğu bölgeler test raporunda gri ve siyah lekeler (skotomlar) olarak haritalandırılır. Görme alanı testi, tedavinin basıncı düşürmekte başarılı olup olmadığını ve hastalığın durup durmadığını gösteren en objektif takip kriteridir.
Optik Sinir Tomografisi Neyi Gösterir?
Optik koherens tomografi (OCT), gözün arka kutbunu mikron düzeyinde enine kesitlerle tarayan gelişmiş bir lazer tarama mikroskobudur. İki kritik alanı değerlendirir:
Optik disk başındaki optik çukurluk genişlemesi miktarını ölçer ve optik sinir çevresindeki retina sinir lifi tabakası kalınlığını haritalandırır. Sağlıklı alanlar yeşil renkle, sınırda olanlar sarı, belirgin hücre kaybı olan alanlar ise kırmızı renkle kodlanır. OCT’nin en büyük üstünlüğü, görme alanı testinde henüz hiçbir bozulma belirmeden 4 ila 6 yıl önce başlayan hücresel sinir lifi kayıplarını tespit edebilmesidir (pre-perimetrik glokom teşhisi).
Ön Kamara Açısı Nasıl Muayene Edilir?
Gonyoskopi muayenesi, glokomun tipini (açık açılı mı yoksa dar açılı mı) belirlemenin tek klinik yoludur. Kornea kubbesinin ışığı tam yansıtması nedeniyle hekim çıplak biyomikroskopla ön kamara açısını doğrudan göremez.
Göze anestezik damla damlatıldıktan sonra kornea yüzeyine içi özel açılı aynalardan oluşan bir “gonyolens” yerleştirilir. Hekim bu aynalar vasıtasıyla trabeküler ağ, Schlemm kanalı izdüşümü, Schwalbe çizgisi ve iris kökünü 360 derece inceler. Açının dar olduğu saptanan hastalara kriz gelişmeden önce koruyucu lazer iridotomi planlanır.
Glokom Nasıl Tedavi Edilir?
Glokom tedavisinde güncel yaklaşım, hastanın yaşına, hastalığın evresine ve hedef göz içi basıncına göre basamaklı bir algoritma ile yürütülür:
– Tıbbi Tedavi (Göz Damlaları) İçin Uygun Adaylar:
– Erken ve orta evre açık açılı glokom hastaları,
– Oküler hipertansiyonu olup yüksek risk grubunda yer alan bireyler,
– Cerrahiye uygun olmayan veya cerrahiyi tolere edemeyecek genel durumu bozuk yaşlı hastalar.
– Lazer Tedavisi İçin Uygun Adaylar:
– Damla kullanımına uyum sağlayamayan veya damla alerjisi gelişen açık açılı hastalar (SLT için),
– Gonyoskopide dar açı saptanan ve kriz riski taşıyan olgular (LPI için).
– Cerrahi Müdahale İçin Uygun Adaylar:
– Maksimum medikal tedaviye (3-4 farklı damla) ve lazere rağmen sinir hasarı ilerleyen hastalar,
– İleri evrede teşhis edilmiş ve hedef basıncın 10-12 mmHg altına çekilmesi gereken olgular,
– Konjenital (doğuştan) glokomlu bebekler ve neovasküler glokomlu dirençli hastalar.
Göz Tansiyonu Damlaları Nasıl Kullanılır?
Glokom tedavisinin ilk basamağını göz içi basıncı düşürücü damlalar oluşturur. Bu farmakolojik ajanlar etki mekanizmalarına göre dört ana sınıfa ayrılır:
- Prostaglandin Analogları: Üveoskleral dışa akımı artırır; günde tek doz (akşamları) damlatılır ve en güçlü basınç düşüşünü sağlar.
- Beta Bloker Damlalar: Hümör aköz üretimini azaltır; sabah ve akşam günde iki kez kullanılır (astım ve kalp yetmezliğinde dikkat edilmelidir).
- Alfa Agonist İlaçlar: Hem sıvı üretimini azaltır hem de dışa akımı kolaylaştırır; günde 2 veya 3 kez uygulanır.
- Karbonik Anhidraz İnhibitörleri: Aköz sıvısı sentezini enzimatik düzeyde baskılar; damla veya akut krizlerde tablet formunda verilir.
Damlaların etkinliği hastanın kullanım disiplinine doğrudan bağlıdır. İlaç damlatıldıktan sonra göz pınarına 1-2 dakika parmakla bası yapılması (punktum oklüzyonu), ilacın burun mukozasından emilerek kana karışmasını ve sistemik yan etki oluşturmasını engeller.
Selektif Lazer Trabeküloplasti Hangi Hastalara Yapılır?
Selektif lazer trabeküloplasti (SLT), açık açılı glokomda trabeküler ağdaki drenajı artırmak amacıyla poliklinik ortamında damla anestezisiyle uygulanan modern bir lazer teknolojisidir. SLT, trabeküler ağdaki pigmentli hücreleri termal hasar oluşturmadan mikro-ışık atışlarıyla uyarır.
Uyarılan hücreler hücresel temizlik mekanizmalarını (makrofaj aktivasyonu) devreye sokarak kanalları temizler ve aköz akışını rahatlatır. SLT işlemi; damla damlatmakta zorlanan, unutkanlık yaşayan, damlalara karşı kronik alerji veya kuru göz geliştiren hastalarda ilk basamak tedavi olarak ya da mevcut damlalara ek destek olarak güvenle uygulanır; etkisi azaldığında tekrarlanabilir.
Lazer İridotomi Krizi Nasıl Önler?
Lazer periferik iridotomi (LPI), dar açılı glokom hastalarını akut glokom krizinden koruyan hayati bir profilaktik müdahaledir. YAG lazer enerjisi kullanılarak irisin üst kök kısmında çıplak gözle fark edilmeyecek kadar küçük (toplu iğne ucu boyutunda) mikroskobik bir delik açılır.
Bu delik, arka kamara ile ön kamara arasında bir güvenlik bypass kanalı oluşturur. Arka kamarada biriken sıvı bu delikten rahatça ön kamaraya akar; irisin öne doğru bombeleşmesi engellenir ve ön kamara açısı mekanik olarak geriye açılarak kriz riski kalıcı olarak sıfırlanır.
Trabekülektomi Ameliyatı Hangi Durumlarda Zorunludur?
İlaç ve lazer tedavilerine rağmen optik sinir lifi kaybı devam eden veya göz içi basıncı güvenli hedef değerlere indirilemeyen hastalarda cerrahi altın standart trabekülektomi ameliyatı prosedürüdür.
Ameliyathanede mikroskop altında gerçekleştirilen bu mikrocerrahide, sklera (gözün beyaz tabakası) altında trabeküler ağdan küçük bir pencere çıkarılır. Aköz sıvısının gözün içinden sklera dışına, konjonktiva altına kontrollü olarak sızabileceği yeni bir drenaj fistülü oluşturulur. Sıvı, üst göz kapağının altında “bleb” adı verilen küçük bir yastıkçıkta toplanarak çevre dokulardan geri emilir. Trabekülektomi, göz tansiyonunu en düşük seviyelere indirebilen en etkili filtran cerrahidir.
Tüp Şant ve Drenaj Cerrahisi Nasıl Uygulanır?
Daha önce geçirilmiş başarısız trabekülektomisi olan, göz yüzeyinde yaygın cerrahi skar bulunan veya neovasküler glokom gibi agresif tablolarda glokom drenaj implantı (Ahmed veya Baerveldt tüp şant cerrahisi) tercih edilir.
Bu operasyonda, gövdesi ekvatoryal sklera üzerine dikilen silikon bir rezervuara bağlı mikro tüp, ön kamara içine yerleştirilir. Göz içi sıvısı bu tüp aracılığıyla rezervuara akar ve oradan göz çevresindeki damarlarca emilir. Tüp şantlar, skar dokusunun ameliyatı tıkama riskini ortadan kaldıran güvenilir bir mekanik drenaj sistemidir.
Minimal İnvaziv Glokom Cerrahisi Kimler İçin Uygundur?
Minimal invaziv glokom cerrahisi (MIGS), erken ve orta evre açık açılı glokom hastalarında katarakt ameliyatı ile eşzamanlı olarak veya tek başına uygulanabilen mikro cerrahi stent yöntemleridir (iStent, Xen jel stent gibi). Korneadan açılan mikro kesilerden girilerek trabeküler ağa mikronluk titanyum veya jel tüpler yerleştirilir.
MIGS yöntemlerinin avantajı doku travmasının son derece az olması, hızlı iyileşme sağlaması ve komplikasyon oranlarının klasik cerrahilere göre çok daha düşük olmasıdır. İleri evre glokomlarda tek başına yeterli olmasa da, erken evre hastaları ömür boyu damla kullanma yükünden kurtarmada mükemmel bir alternatiftir. İleri ve dirençli olgularda ise hümör aköz üretimini dondurmak için siklofotokoagülasyon lazeri uygulanır.
Glokom Hastalarının Günlük Yaşamda Dikkat Etmesi Gerekenler Nelerdir?
Göz sinirlerinin korunması yalnızca klinik tedavilerle sınırlı kalmayıp, hastanın günlük yaşam alışkanlıklarındaki disipliniyle doğrudan ilişkilidir:
- Damlaları Saatine Göre Aksatmamak: Göz tansiyonu damlaları her gün aynı saatte damlatılmalı; hekime danışılmadan tek bir doz dahi atlanmamalıdır.
- Kademeli Sıvı Tüketimi: Günlük su ihtiyacı gün içine yayılmalı; 15-20 dakika içinde 1 litreden fazla suyu aniden içmek göz tansiyonunu geçici olarak fırlatabileceğinden bundan kaçınılmalıdır.
- Aşırı Ikınma ve Ağırlıktan Kaçınma: Çok ağır halter kaldırmak, nefes tutarak aşırı ıkınmak (Valsalva manevrası) intratorasik basıncı artırarak göz tansiyonunu yükseltir.
- Boyun Basısını Engellemek: Çok sıkı kravat takmak veya dar gömlek yakaları kullanmak juguler venöz basıncı artırarak göz içi drenajını zorlaştırır; yakalar daima gevşek tutulmalıdır.
- Karanlıkta Ekran Bakışını Sınırlamak: Özellikle dar açılı bireylerde zifiri karanlıkta uzun süre akıllı telefon veya televizyona bakmak göz bebeğini büyüterek açıyı daraltabilir.
- Baş Pozisyonuna Dikkat Etmek: Uyurken yüzüstü yatılmamalı; başın hafif yüksekte tutulduğu ortopedik yastıklar tercih edilmelidir (özellikle normal tansiyonlu glokomda).
- Düzenli Kardiyo Egzersizleri: Haftada 3-4 gün yapılan tempolu yürüyüşler ve hafif aerobik egzersizler göz içi basıncını doğal olarak 2-3 mmHg düşürür ve sinir perfüzyonunu destekler.
Glokom Takip ve Tedavisi İçin Hangi Doktora Başvurulmalıdır?
Glokom şüphesi veya tanısı olan bireylerin başvurması gereken tıbbi uzmanlık basamakları şunlardır:
– Göz Hastalıkları (Oftalmoloji) Uzmanı: Genel göz muayenesini yapan, aplanasyon tonometrisi ile tansiyonu ölçen ve riskli hastaları tarayan temel hekimdir.
– Glokom Uzmanı (Glokomatolog): Göz hastalıkları uzmanlığı üzerine glokom tanı ve cerrahisinde (trabekülektomi, tüp şant, MIGS, SLT) ileri üst ihtisas yapmış cerrahtır.
– Nörooftalmoloji Uzmanı: Normal tansiyonlu glokom ile beyin tümörleri, optik nöropatiler ve intrakraniyal lezyonların ayırıcı tanısını yürüten göz hekimidir.
Ankara kliniğimizde, İç Anadolu Bölgesi’nin dört bir yanından gelen karmaşık glokom vakaları; multimodal OCT taramaları, yapısal ve fonksiyonel progresyon analiz yazılımları ve en modern mikrocerrahi altyapısıyla takip edilmekte, hastaların görme yetisi ömür boyu güvence altına alınmaktadır.

Özet:
Glokom (göz tansiyonu / karasu hastalığı); hümör aköz sıvısının dışa akımındaki direnç sonucu göz içi basıncının yükselmesi veya vasküler duyarlılık nedeniyle optik sinir aksonlarının geri dönüşümsüz harabiyetidir. Çoğunlukla sinsi ilerleyerek belirti vermez ve periferik görme kaybından tünel görüşüne kadar uzanır. Kalıcı körlük riskini engellemenin tek yolu, erken teşhis ile göz içi basıncı düşürücü damlalar, selektif lazer trabeküloplasti (SLT) veya trabekülektomi ameliyatı ile basıncı hedef seviyeye çekmektir.
– Temel Neden: Trabeküler ağ ve Schlemm kanalındaki mikroskobik akım direnci nedeniyle sıvının göz içinde hapsolması.
– Sinsi Karakter: Açık açılı glokom hastaların %90’ında ağrısız seyreder; sinir liflerinin yarısı kaybedilene kadar merkezi görme bozulmaz.
– Tanı Protokolü: Goldmann aplanasyon tonometrisi, kornea kalınlığı (pakimetri), gonyoskopi muayenesi, görme alanı testi ve OCT analizi.
– Tedavi Basamakları: Prostaglandin ve beta bloker damlalar; yanıtsız olgularda SLT lazeri; ilerleyen hasarda trabekülektomi veya tüp şant cerrahisi.
Ankara kliniğimizde, İç Anadolu Bölgesi’nin karasal iklim şartlarına bağlı gelişen oküler yüzey hassasiyetleri gözetilerek glokom hastalarının uzun dönemli damla ve cerrahi tedavileri kişiselleştirilmektedir. Glokom cerrahisi alanındaki üst düzey klinik tecrübemiz ve ileri teknolojik takip protokollerimizle, hastalarımızın optik sinir sağlığı ve görme alanı ömür boyu güvence altına alınmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Glokom nedir?
Glokom; göz içi basıncının yükselmesi veya sinir başı kanlanmasının bozulması sonucu optik sinir liflerinin kademeli olarak tahrip olduğu, kalıcı körlük riski taşıyan kronik sinir hastalığıdır.
Göz tansiyonu tamamen kör eder mi?
Evet, zamanında teşhis edilmeyen ve tedaviyle kontrol altına alınamayan glokom, optik sinir liflerini tamamen kurutarak geri dönüşümsüz tam körlüğe yol açabilir.
Glokom kendi kendine geçer mi?
Hayır, glokom ömür boyu süren kronik bir patolojidir; kendi kendine geçmez veya gerilemez, mutlaka sürekli medikal, lazer veya cerrahi kontrol gerektirir.
Göz tansiyonu baş ağrısı yapar mı?
Kronik açık açılı glokom asla baş ağrısı yapmaz; ancak basıncın aniden 50-60 mmHg’ye fırladığı akut dar açılı glokom krizi dayanılmaz şiddetli baş ağrısı yapar.
Normal göz tansiyonu değeri kaç olmalıdır?
Toplumda genel kabul gören normal göz içi basıncı aralığı 10 ila 21 mmHg arasındadır; ancak kornea kalınlığına göre bu değer kişiye özel yorumlanmalıdır.
Göz tansiyonu yüksek olan herkes glokom hastası mıdır?
Hayır, göz tansiyonu 21 mmHg üzerinde olup optik siniri ve görme alanı tamamen sağlam olan bireyler oküler hipertansiyon olarak tanımlanır, glokom sayılmazlar.
Tansiyonu normal olan birinde glokom çıkabilir mi?
Evet, normal tansiyonlu glokom hastalarında göz tansiyonu 21 mmHg altında ölçülmesine rağmen optik sinir dolaşım bozukluğuna bağlı olarak tipik glokomatöz sinir kaybı gelişir.
Glokom nedeniyle kaybolan görme geri gelir mi?
Hayır, ölen optik sinir hücreleri merkezi sinir sistemi dokusu olduğundan kendini yenileyemez; tedavideki tek hedef mevcut sağlam görme alanını korumaktır.
Göz tansiyonu damlaları ömür boyu mu kullanılır?
Evet, glokom damlaları hastalığı yok etmez, sadece damlatıldığı sürece basıncı düşürür; bu nedenle hekim aksini belirtmedikçe damlalar her gün ömür boyu kullanılır.
Damlalar düzenli damlatılmazsa ne olur?
Damlalar aksatıldığında göz içi basıncı sessizce yeniden yükselir; hasta hiçbir şey hissetmese de optik sinir lifleri hızla ölmeye ve görme alanı daralmaya devam eder.
Glokom ameliyatı görmeyi artırır mı?
Hayır, glokom ameliyatları katarakt ameliyatı gibi görmeyi açmaz; ameliyatın tek amacı göz tansiyonunu düşürerek kalan görmenin ömür boyu korunmasını sağlamaktır.
Glokom hastalığı genetik midir?
Evet, birinci derece akrabalarında glokom olan kişilerde hastalık gelişme riski topluma göre 4 ila 9 kat daha fazladır; ailesel yatkınlık çok güçlüdür.
Göz tansiyonu ölçümü can acıtır mı?
Hayır, ölçüm öncesinde göze anestezik damla damlatılarak kornea tamamen uyuşturulduğu için aplanasyon tonometrisi sırasında hasta en ufak bir acı duymaz.
Hava püskürten cihazla göz tansiyonu kesin anlaşılır mı?
Hayır, hava püskürten cihazlar tarama amaçlıdır ve kornea direncinden aşırı etkilenir; kesin tanı için damlalı Goldmann aplanasyon tonometrisi ile ölçüm şarttır.
Kornea kalınlığı göz tansiyonunu nasıl etkiler?
İnce kornea tansiyonu olduğundan daha düşük, kalın kornea ise daha yüksek gösterir; bu yanılgıyı düzeltmek için mutlaka pakimetri ölçümü yapılmalıdır.
Glokom için hangi sıklıkla kontrole gidilmelidir?
Hastalık stabil ise genellikle 3 ila 6 ayda bir; yeni tanı konulduğunda veya ilaç değişikliği yapıldığında ise haftalık veya aylık aralıklarla kontrole gidilir.
Görme alanı testi kaç dakika sürer?
Bilgisayarlı görme alanı testi, uygulanan teste ve hastanın yanıt hızına bağlı olarak her bir göz için ortalama 4 ila 8 dakika sürer.
Glokom lazer tedavisi ağrılı mıdır?
Hayır, SLT veya iridotomi lazerleri poliklinik ortamında damla anestezisi ile yapılır; hasta işlem sırasında ağrı hissetmez, sadece küçük ışık parlamaları görür.
Lazerle göz tansiyonu tedavisi kalıcı mıdır?
Selektif lazer trabeküloplastinin (SLT) etkisi genellikle 2 ila 5 yıl sürer; etkisi zamanla azaldığında dokuya zarar vermediği için güvenle tekrar uygulanabilir.
Glokom ameliyatı kaç saat sürer?
Standart bir trabekülektomi veya tüp şant ameliyatı, cerrahi tekniğe ve gözün yapısına bağlı olarak ameliyathane koşullarında yaklaşık 30 ila 60 dakika sürer.
Trabekülektomi ameliyatı sonrası iyileşme ne kadar sürer?
Ameliyat sonrası doku iyileşmesi ve göz tansiyonunun istenen hedef seviyeye oturması genellikle 4 ila 6 haftalık bir takip sürecini kapsar.
Göz tansiyonu ameliyatından sonra dikiş alınır mı?
Evet, trabekülektomide sklera kapağına konulan ayarlanabilir dikişler, ameliyat sonrasındaki haftalarda poliklinikte lazerle veya özel aletlerle kesilerek akış hızı dengelenir.
Glokom hastaları spor yapabilir mi?
Evet, tempolu yürüyüş, yüzme ve hafif koşu gibi kardiyo egzersizleri göz tansiyonunu düşürür; ancak aşırı ağır kaldırmaktan ve baş aşağı duruşlardan kaçınılmalıdır.
Ağırlık kaldırmak göz tansiyonunu yükseltir mi?
Evet, aşırı ağırlık kaldırırken nefes tutmak (Valsalva manevrası) göğüs içi basıncı artırarak göz içi basıncını ani ve tehlikeli biçimde fırlatabilir.
Kahve içmek göz tansiyonunu artırır mı?
Günde 1-2 fincan kahve belirgin etki yapmaz; ancak kısa sürede aşırı miktarda yüksek kafein tüketmek göz içi basıncında geçici yükselmelere yol açabilir.
Stres göz tansiyonunu yükseltir mi?
Evet, yoğun duygusal stres sempatik sinir sistemini uyararak pupillayı genişletebilir ve kortizol artışıyla göz içi basınç dalgalanmalarını tetikleyebilir.
Çok su içmek göz tansiyonunu bozar mı?
Gün içine yayılan normal su tüketimi faydalıdır; ancak 15 dakikada 1 litreden fazla suyu hızlıca dikmek göz içi basıncını geçici olarak aniden yükseltir.
Glokom hastaları uçak yolculuğu yapabilir mi?
Evet, kabin içi basınç regülasyonu sağlandığı için glokom hastaları uçabilir; sadece ameliyattan sonra göze gaz verilmişse gaz emilene kadar uçak yasaktır.
Göz tansiyonu olanlar katarakt ameliyatı olabilir mi?
Evet, katarakt ameliyatı güvenle yapılabilir; hatta kalınlaşmış kataraktlı lensin alınması ön kamara açısını genişleterek göz tansiyonunun 2-3 mmHg düşmesine katkı sağlar.
Glokom hastaları denize veya havuza girebilir mi?
İlaç kullanan hastalar rahatlıkla girebilir; ancak glokom ameliyatı geçiren hastaların bleb enfeksiyonu riskine karşı en az 1-2 ay havuza girmesi sakıncalıdır.
Akut göz tansiyonu krizi nasıl anlaşılır?
Dayanılmaz göz ve şakak ağrısı, gözde taş gibi sertlik, kızarıklık, ışıklar etrafında gökkuşağı halkaları, puslu görme ve bulantı-kusma ile anlaşılır.
Göz tansiyonu krizinde hangi acil belirtiler görülür?
Göz küresinin aşırı kızarması, korneanın buğulanması, göz bebeğinin orta genişlikte kilitlenmesi ve şiddetli baş ağrısıyla birlikte kusma acil kriz belirtileridir.
Glokom tek gözde mi olur?
Açık açılı glokom genellikle her iki gözü birden tutar ancak asimetrik seyredebilir; travma, psödoeksfoliyasyon veya üveite bağlı ikincil glokomlar ise tek gözde olabilir.
Genç yaşta glokom görülür mü?
Evet, jüvenil açık açılı glokom veya pigmenter glokom gibi tipler 15-35 yaş arasındaki genç bireylerde de ortaya çıkabilmektedir.
Bebeklerde göz tansiyonu nasıl anlaşılır?
Bebeğin gözlerinin aşırı iri olması (buftalmus), ışıktan kaçması, sürekli göz sulanması ve gözün saydam tabakasının mavimsi-gri buğulu görünmesiyle anlaşılır.
Bebeklerin gözünün büyük olması glokom belirtisi midir?
Evet, bebeklerde göz duvarı elastik olduğu için artan göz tansiyonu gözü büyüterek buftalmus yapar; iri renkli gözler mutlaka hekime gösterilmelidir.
Şeker hastalığı glokom riskini artırır mı?
Evet, diyabet hem optik sinirin mikrodolaşımını bozar hem de retinanın oksijensiz kalmasıyla açıda kontrolsüz damarlar üreterek neovasküler glokom riskini doğurur.
Kortizonlu damlalar göz tansiyonu yapar mı?
Evet, kortizon içeren damlaların haftalarca kontrolsüz kullanımı trabeküler ağın yapısını bozarak steroid glokomuna ve ağır sinir hasarına yol açabilir.
Göz tansiyonu damlası göz rengini değiştirir mi?
Prostaglandin grubu damlalar, ela ve yeşil gözlerde melanin pigmentini artırarak göz rengini kalıcı olarak kahverengiye koyulaştırabilir.
Göz tansiyonu damlaları kirpikleri uzatır mı?
Evet, prostaglandin türevi damlalar kıl foliküllerini uyararak kirpiklerde belirgin uzama, kalınlaşma ve koyulaşma gibi kozmetik yan etkiler yaratır.
Hamilelikte glokom damlası kullanılır mı?
Bazı damlalar bebeğe geçebileceğinden risklidir; gebelik planlayan veya hamile olan glokom hastaları ilaçlarını hekim kontrolünde güvenli alternatiflerle değiştirmelidir.
Glokom hastaları araba kullanabilir mi?
Erken evredeki hastalar rahatlıkla kullanabilir; ancak periferik görme alanında belirgin daralma veya tünel görüşü gelişen hastaların trafiğe çıkması sakıncalıdır.
Tünel görüşü ne anlama gelir?
Tüm çevresel görme alanının körleşmesi sonucu hastanın etrafı sadece dar bir borunun ya da dürbünün içinden bakıyormuş gibi görmesidir.
Göz arkasında çukurluk artışı ne demektir?
Optik sinir başındaki liflerin ölmesiyle sinirin ortasındaki fizyolojik çukurun genişlemesi (cup/disk oranının artması) anlamına gelen glokom hasarı bulgusudur.
Göz tansiyonu ameliyatı kaç kere olunabilir?
Gerekli durumlarda farklı kadranlara yeni trabekülektomiler veya tüp şant implantları yerleştirilerek operasyon birden fazla kez tekrarlanabilir.
Glokom ameliyatından sonra göz içine tüp takılması riskli midir?
Deneyimli ellerde başarı şansı çok yüksektir; tüp korneaya temas etmeyecek şekilde doğru yerleştirildiğinde körlüğü önleyen son derece güvenli bir cerrahidir.
Karanlıkta televizyon izlemek göz tansiyonunu yükseltir mi?
Dar açılı glokom hastalarında karanlıkta göz bebeği genişleyerek drenaj açısını daraltabilir ve tansiyonu yükseltebilir; açık açılı glokomda ise doğrudan etkisi yoktur.
Glokom için bitkisel bir tedavi var mıdır?
Hayır, glokomu iyileştiren veya göz tansiyonunu güvenle düşüren hiçbir bilimsel bitkisel tedavi yoktur; damlaların bırakılması körlükle sonuçlanır.
Göz tansiyonu körlüğü aniden mi yapar?
Hayır, glokom körlüğü sinsi bir şekilde periferden merkeze doğru yıllar içinde yavaşça yapar; ancak akut kriz durumunda saatler içinde de yapabilir.
Glokom hastaları oruç tutabilir mi?
Damlalarını iftar ve sahur saatlerine göre aksatmadan damlatabilen stabil glokom hastaları hekim onayıyla oruç tutabilir; susuzluk basıncı doğrudan etkilemez.
Göz tansiyonu için hangi bölüme randevu alınmalıdır?
Göz Hastalıkları (Oftalmoloji) anabilim dalına, varsa glokom konusunda uzmanlaşmış Glokom Birimi’ne randevu alınmalıdır.
Glokomda erken teşhis körlüğü tamamen engeller mi?
Evet, erken teşhis edilen ve disiplinli bir şekilde tedavi edilen glokom hastalarının %95’ten fazlası ömür boyu görme yetisini korur ve körlük engellenir.
Ankara’da Glokom için hangi kliniğe/doktora başvurulmalı?
Ankara’da glokom takibi için gelişmiş görme alanı, multimodal OCT altyapısı ve tüp şant dahil mikrocerrahi ameliyatları uygulayan uzman glokom kliniklerine başvurulmalıdır.
Ankara’da Glokom süreci nasıl ilerler?
Ankara kliniğimizde süreç; aplanasyon tonometrisi, pakimetri, gonyoskopi, OCT ve görme alanı taramasıyla hedef basıncın belirlenmesi ve kişiye özel tedaviyle ilerler.
