Diabetes mellitus hastalığının mikrovasküler komplikasyonları arasında görme kaybına en sık yol açan patoloji olan diyabetik retinopati, küresel ölçekte çalışma çağındaki erişkinlerde önlenebilir körlüklerin başında gelir. Kronik hiperglisemi, kan-retina bariyerini ve endotel bütünlüğünü bozarak retinanın kılcal damar ağında ilerleyici bir tahribat başlatır. Görme yetisinin korunması; sıkı metabolik glukoz regülasyonu, aksatılmayan tarama programları ve retina dokusundaki iskemik süreçler derinleşmeden uygulanan modern multimodal tedavilerle mümkündür.
Diyabetik Retinopati Nedir?
Diyabetik retinopati; kontrolsüz kan şekeri yüksekliğinin gözün ışığı algılayan ve beyne ileten en hassas nörosensöriyel tabakası olan retinadaki kılcal damarları tahrip etmesiyle ortaya çıkan kronik, ilerleyici bir şeker hastalığı göz tutulumu tablosudur. Yıllar içinde gelişen retina damar hasarı; damar duvarlarında genişlemelere, mikro sızıntılara, damar tıkanıklıklarına ve retinada yeni, patolojik damar yumaklarının üremesine yol açar.
Hastalık temel olarak iki ana klinik evreye ayrılır: Erken dönem olan proliferatif olmayan diyabetik retinopati ve ileri düzeyde iskeminin tetiklediği proliferatif diyabetik retinopati. Her iki evrede de merkezi görmeden sorumlu sarı nokta bölgesinde sıvı toplanmasıyla karakterize diyabetik makula ödemi gelişebilir. Bu patolojik süreç tedavi edilmediğinde, göz içine kanama ve retina ayrılmasıyla sonuçlanarak kalıcı körlük riski doğurur.

Şeker Hastalığı Göz Damarlarını Nasıl Bozar?
Kronik hiperglisemi, kan dolaşımındaki glukoz moleküllerinin kılcal damar endoteline toksik etkiler yapmasıyla mikrovasküler yıkımı başlatır. Retinadaki kapiller damarlar, perisit adı verilen ve damar duvarının geçirgenliğini kontrol eden özel hücrelerle sarılıdır. Şeker hastalığının erken evresinde bu perisit hücreleri apoptozise uğrayarak ölür ve damar duvarının mekanik desteği çöker.
Desteğini kaybeden kapiller duvarlarda baloncuklaşma şeklinde mikroanevrizma odakları belirir. Eş zamanlı olarak kan-retina bariyeri bozulur; damar içindeki kan hücreleri, lipitler ve serum sıvısı retina katmanları arasına sızmaya başlar. Bu sızıntılar retina içi kanama alanlarını ve sarı renkli sert eksüda birikimi odaklarını meydana getirir. Zamanla damarların tamamen tıkanmasıyla doku beslenemez hale gelir ve retina iskemisi tablosu oturur.
Diyabetik Retinopati Neden Körlüğe Yol Açar?
Retinada gelişen yaygın kılcal damar tıkanıklıkları, doku oksijensizliği (hipoksi) yaratır. Oksijensiz kalan nöronal retina hücreleri, kendilerini korumak için çevreye kimyasal yardım sinyalleri salgılar. Bu sinyallerin başında vasküler endotelyal büyüme faktörü (VEGF) proteini gelir. Aşırı salgılanan VEGF, retina yüzeyinde ve optik disk üzerinde neovaskülarizasyon adı verilen yeni damar oluşumu sürecini tetikler.
Ancak bu yeni oluşan damarlar doğal damarlar gibi sağlam değildir; tek katmanlı, son derece kırılgan ve sızıntıya meyillidir. Kan basıncındaki en küçük dalgalanmada yırtılarak gözün içini dolduran jele kanarlar (vitreus kanaması). Dahası, bu patolojik damarlara eşlik eden fibröz bağ dokuları kasılarak retinayı gerer ve yerinden ayırır (traksiyonel retina dekolmanı). Bu aşamaya ulaşmış bir gözde fotoreseptörlerin beslenmesi tamamen kesilir ve süreç derin bir kalıcı körlük riski ile neticelenir.
Diyabetik Retinopati Belirtileri Nelerdir?
Hastalığın evresine ve tutulum bölgesine bağlı olarak ortaya çıkan klinik işaretler şunlardır:
– Bulanık Görme Şikayeti: Gözlükle düzeltilemeyen, kademeli veya dalgalı seyreden merkezi netlik kaybı.
– Göz Önünde Uçuşan Siyah Noktalar: Görüş sahasında aniden beliren örümcek ağları, yüzen cisimler veya tül perdesi benzeri gölgeler.
– Görme Alanı Kaybı: Görüşün bir kısmında veya kenarlarında oluşan karanlık skotom alanları.
– Düz Çizgileri Dalgalı Görme (Metamorfopsi): Kapı kenarları veya fayans çizgilerinin kırık ve eğri algılanması.
– Renk Algısında Zayıflama: Renklerin canlılığını yitirmesi, soluklaşması ve kontrast duyarlılığının azalması.
– Gece Görüşünün Bozulması: Loş ışıkta veya karanlıkta net görememe ve ışık adaptasyonunun gecikmesi.
– Ani Görme Kaybı: Ağrısız bir şekilde saniyeler veya saatler içinde görüşün kırmızı bir perdeyle kapanması.
Başlangıç Evresinde Belirti Verir mi?
Hayır, diyabetik retinopati başlangıç ve erken evrelerinde neredeyse hiçbir belirti vermez. Retinanın periferik (çevre) bölgelerinde mikroanevrizmalar, küçük nokta kanamalar ve eksüdalar oluşurken hastanın görme keskinliği 10/10 tam seviyesinde kalabilir. Gözde herhangi bir ağrı, kaşıntı veya dışarıdan fark edilen kanlanma meydana gelmez.
Bu durum hastalığın en tehlikeli ve aldatıcı yönüdür. Hastalar “Gözüm çok iyi görüyor, doktora gitmeme gerek yok” yanılgısına kapılarak yıllık taramalarını aksatırlar. Oysa makula merkezi tutulana veya büyük bir göz içi kanama patlak verene kadar sessizce ilerleyen hasar, belirti verdiğinde çoğunlukla ileri evreye ulaşmış olur.
Göz Önünde Uçuşan Siyah Cisimler Neyin İşaretidir?
Görüş alanında aniden ortaya çıkan uçuşan siyah noktalar, tüy yumakları veya kırmızı-kahverengi kurum yağması hissi, vitreus kanaması başlangıcının en tipik semptomudur. Retinada oluşan kırılgan neovasküler damarlardan sızan mikroskobik kan hücreleri, gözün arka boşluğunu dolduran şeffaf vitreus jeline dağılır.
Bu serbest eritrositler retinaya düşen ışığın önüne geçerek gölge yapar ve hasta bunları gözünün önünde uçuşan hareketli siyah lekeler olarak algılar. Uçuşmaların aniden çoğalması, anormal kılcal bir damarın çatladığını ve her an masif bir göz içi kanama gelişebileceğini haber veren acil bir uyarı işaretidir.
Ani Görme Kaybı Nasıl Ortaya Çıkar?
Diyabetik retinopatide ani görme kaybı iki ana mekanizmayla gelişir. Birincisi, retinadaki anormal yeni damarların aniden yoğun şekilde yırtılarak tüm vitreus boşluğunu kanla doldurmasıdır; bu durumda hasta görüşünün saniyeler içinde zifiri karanlığa veya kırmızı bir sis tabakasına büründüğünü ifade eder.
İkinci ve daha kalıcı mekanizma ise neovasküler zarların retinayı çekerek arkasındaki damar tabakasından ayırması, yani traksiyonel retina dekolmanı gelişmesidir. Dekolman makula merkezini tuttuğu anda merkezi görme tamamen söner. Her iki senaryo da acil vitreoretinal cerrahi müdahale gerektirir.
Renkleri Soluk Görme Şeker Hastalığına mı Bağlıdır?
Evet, renk görme fonksiyonundaki bozulma diyabetik nöropatinin erken göstergelerinden biridir. Makula bölgesinde bulunan ve renkli görmeden sorumlu koni fotoreseptörleri, yüksek metabolik hızları nedeniyle oksijen yetersizliğine ve iskemiye karşı son derece hassastır.
Retina dokusunda mikrovasküler perfüzyon bozulduğunda ve subklinik maküler ödem başladığında koni hücrelerinin fonksiyonu aksar. Hasta özellikle mavi-sarı ekseninde renkleri ayırt etmekte zorlanır, canlı kırmızı tonları mat ve soluk algılamaya başlar. Bu durum retina sinir liflerinin metabolik stres altında olduğunun klinik kanıtıdır.
Diyabetik Retinopatinin Evreleri Nelerdir?
Hastalık, retinanın hücresel ve damarsal harabiyet derecesine göre uluslararası sınıflamada anatomik basamaklarla derecelendirilir:
| Hastalık Evresi | Mikrovasküler ve Histopatolojik Retina Bulguları | Klinik Seyir ve Görme Kaybı Riski | Standart Tedavi ve Takip Protokolü |
| Hafif Proliferatif Olmayan (Hafif NPDR) | Yalnızca birkaç adet mikroanevrizma varlığı; minimal kapiller sızıntı | Görme kaybı riski düşüktür; çoğunlukla asemptomatik seyreder | Sıkı glisemik kontrol (HbA1c < %7), 6-12 ayda bir damlalı fundus takibi |
| Orta Proliferatif Olmayan (Orta NPDR) | Çok sayıda mikroanevrizma, nokta-leke kanamalar, sert eksüda plakları | Makula ödemi riski başlar; görme keskinliğinde dalgalanmalar olabilir | Yakın retina takibi (3-6 ayda bir); klinik anlamlı makula ödemi varsa tedavi |
| Ağır Proliferatif Olmayan (Ağır NPDR) | 4 kadranda yaygın retina içi kanama, pamuk atığı lekeleri, belirgin İRMA | 1 yıl içinde neovasküler proliferatif evreye atlama riski %50’dir | Panretinal fotokoagülasyon (lazer) hazırlığı, sıkı takip (2-3 ayda bir) |
| Proliferatif Retinopati (PDR) | Optik diskte (NVD) veya retinada (NVE) neovaskülarizasyon ve fibrovasküler zarlar | Masif vitreus kanaması, traksiyonel dekolman ve ani kalıcı körlük riski çok yüksek | Panretinal argon lazer fotokoagülasyon (PRP), Anti-VEGF iğneleri, Vitrektomi |
| Diyabetik Makula Ödemi (DME) | Foveada kan-retina bariyeri bozulmasına bağlı kistik sıvı toplanması ve kalınlaşma | Merkezi görmenin hızla kaybı, cisimleri ve düz çizgileri dalgalı görme | İntravitreal Anti-VEGF göz içi enjeksiyonları, deksametazon implantı |
Proliferatif Olmayan Başlangıç Evresi Nasıl İlerler?
Proliferatif olmayan diyabetik retinopati (NPDR), hasarın henüz retina sınırları içinde hapsolduğu ve yeni anormal damarların henüz üremediği evredir. Süreç kılcal damarların balonlaşmasıyla (mikroanevrizma) başlar. Damar duvarı zayıfladıkça derin retina katmanlarında yuvarlak nokta kanamalar ve yüzeyel katmanlarda alev şeklinde kanama odakları belirir.
Damarlardan sızan lipoproteinler retinada sarı renkli sert eksüda birikimi plakları oluşturur. İskemi derinleştikçe sinir lifi tabakasında aksoplazmik akım durur ve yumuşak eksüda odakları olarak da bilinen beyazımsı pamuk atığı lekeleri ortaya çıkar. Bu evrenin en ileri aşamasında, tıkalı damarları bypass etmeye çalışan genişlemiş kollateral damarlar olan intraretinal mikrovasküler anormallikler (İRMA) izlenir. İRMA varlığı, gözün birkaç ay içinde en tehlikeli proliferatif evreye atlayacağının kesin habercisidir.
Proliferatif İleri Evre Hangi Tehlikeleri Taşır?
Retina dokusunun geniş alanlarda kansız kalması sonucu salgılanan VEGF, hastalığı proliferatif evreye (PDR) taşır. Bu aşamada optik disk üzerinde (NVD) veya retinanın diğer bölgelerinde (NVE) yeni damar oluşumu gerçekleşir.
Bu yeni damarlar yalnızca kanama riski taşımaz; beraberinde üreyen fibrovasküler zarlar vitreus tabanına yapışır. Zamanla büzüşen bu zarlar retinayı gererek traksiyonel retina dekolmanı oluşturur. Ayrıca bu anormal damarlanma gözün ön kamara açısına kadar ilerlerse trabeküler ağı tıkar; göz tansiyonu artışı ile karakterize ve tedavisi son derece güç olan neovasküler glokom tablosu gelişir. Bu komplikasyonlar doğrudan kalıcı körlük riski taşır.
Diyabetik Makula Ödemi Nasıl Gelişir?
Diyabetik makula ödemi (DME), hastalığın herhangi bir evresinde (hafif NPDR’den ileri PDR’ye kadar) ortaya çıkabilen ve diyabetlilerde görme keskinliği kaybının birincil nedenidir. Makula, retinanın tam merkezinde yer alan ve okuma, yüz tanıma gibi ince görme eylemlerini yöneten en kritik alandır.
Makulayı çevreleyen kılcal damarların kan-retina bariyeri bozulduğunda, damar içindeki seröz sıvı makula katmanları arasına sızar. Sünger gibi su toplayan fovea dokusu kabarır ve kalınlaşır (kistik maküler ödem). Şişen fotoreseptörlerin anatomik hizalanması bozulduğu için hasta merkezi görme alanında bulanıklık, karanlık bir leke ve düz çizgileri dalgalı görme şikayeti yaşamaya başlar.
Şeker Hastalarında Göz Hasarını Hızlandıran Risk Faktörleri Nelerdir?
Diyabetik retinopatinin ortaya çıkışını ve körlüğe ilerleme hızını belirleyen temel metabolik ve sistemik riskler şunlardır:
– Diyabetin Süresi: Hastalık yaşının uzaması (15-20 yıllık diyabet hastalarının %80’inde bir dereceye kadar retinopati izlenir).
– Kötü Glisemik Kontrol: Kan şekerinin sürekli yüksek seyretmesi ve kontrolsüz kan şekeri dalgalanması atakları.
– Yüksek HbA1c Düzeyleri: Üç aylık ortalama şekerin %7’nin üzerinde, özellikle %8-10 bandında seyretmesi.
– Eşlik Eden Sistemik Hipertansiyon: Yüksek kan basıncının hasarlı retina damarlarına mekanik darbe vurması.
– Diyabetik Nefropati (Böbrek Hasarı): İdrarda mikroalbüminüri veya protein kaçağı varlığı (böbrek damarı ile retina damarı kardeştir).
– Hiperlipidemi: Kanda kolesterol ve trigliserid yüksekliği (sert eksüda birikimini ve makula ödemini katlar).
– Gebelik: Önceden diyabeti olan kadınlarda gebeliğin metabolik yükü retinopatiyi hızla alevlendirebilir.
– Sigara Tüketimi: Dokulardaki hipoksiyi derinleştirerek retina iskemisini tetiklemesi.
Kan Şekeri Düzensizliği Retinayı Nasıl Etkiler?
Kan şekerinin gün içinde bir 50 mg/dL’ye düşüp bir 350 mg/dL’ye fırlaması şeklindeki glisemik dalgalanmalar, sabit yüksek şekerden çok daha fazla endotel hasarı yaratır. Ani glukoz dalgalanması, damar duvarında masif oksidatif stres ve serbest radikal üretimini tetikler.
Bu metabolik şoklar perisit hücrelerinin ölümünü hızlandırır ve endotel hücreleri arasındaki sıkı bağlantı noktalarını (tight junctions) gevşetir. Sonuç olarak damar geçirgenliği aniden artar; retinada yeni mikroanevrizmalar patlar ve makula ödemi hızla alevlenir. Stabil ve dengeli bir kan şekeri profili retinopatinin durdurulmasında ilk kuraldır.

Hemoglobin A1c Değerinin Yüksekliği Neden Risklidir?
Hemoglobin A1c seviyesi, kırmızı kan hücrelerinin son 90-120 günlük periyotta ne kadar şekere maruz kaldığını gösteren en güvenilir biyolojik parametredir. Yapılan geniş çaplı klinik çalışmalarda (DCCT ve UKPDS), HbA1c seviyesindeki her %1’lik düşüşün diyabetik retinopati gelişme riskini %35-40 oranında azalttığı kanıtlanmıştır.
HbA1c değerinin %8 ve üzerinde seyretmesi, retina kılcal damarlarının sürekli bir yüksek glukoz yangısı altında olduğunu gösterir. Bu yüksek değerler sorbitol yolağını aktive ederek damar duvarını kalınlaştırır ve lümeni daraltır; böylece retina dokusunun oksijensiz kalarak proliferatif faza geçişini dramatik biçimde hızlandırır. İdeal hedef bu değerin %7’nin altında tutulmasıdır.
Yüksek Tansiyon Göz Kanamasını Tetikler mi?
Evet, sistemik hipertansiyon diyabetik retinopatinin en yıkıcı suç ortağıdır. Diyabet nedeniyle duvarı zaten incelmiş, perisitlerini kaybetmiş ve mikroanevrizmalarla zayıflamış olan retina damarları, yüksek sistemik kan basıncının hidrostatik darbesine dayanamaz.
Tansiyon fırladığında bu kırılgan damarlar patlayarak yaygın retina içi kanama ve alev şeklinde kanamalara yol açar. Ayrıca yüksek tansiyon arteriollerde vazokonstriksiyona neden olarak retina iskemisini derinleştirir ve makulaya daha fazla sıvı sızmasına sebep olarak makula ödemini kronikleştirir. Bu nedenle sıkı bir hipertansiyon kontrolü (kan basıncının 130/80 mmHg altında tutulması) gözün korunmasında şarttır.
Gebelik Dönemi Diyabetik Retinopatiyi Ağırlaştırır mı?
Gebelik, önceden Tip 1 veya Tip 2 diyabeti olan kadınlarda retinopatinin hızla ilerlemesine yol açabilen özel bir fizyolojik durumdur. Hamilelik sırasında artan kan hacmi, plasental hormonların yarattığı insülin direnci ve retina perfüzyonundaki değişimler mikro damarları zorlar.
Eğer bir kadında gebelik öncesinde hafif retinopati varsa, gebelik sürecinde hızla proliferatif evreye veya ağır makula ödemine dönüşebilir. Bu sebeple diyabetik kadınlar hamile kalmadan önce mutlaka damlalı göz dibi muayenesi olmalı; retinada riskli damarlar varsa önceden lazerle tedavi edilmeli ve gebelik boyunca her trimesterde (üç ayda bir) retina kontrolü tekrarlanmalıdır. Gestasyonel diyabette (yalnızca gebelikte çıkan şeker) ise retinopati riski son derece düşüktür.
Diyabetik Retinopati Teşhisi Nasıl Konulur?
Diyabetik retinopati tanısı ve evrelemesi, ileri multimodal retina görüntüleme cihazlarıyla adım adım netleştirilir:
- Göz Bebeklerinin Büyütülmesi: Tropikamid ve fenilefrin içeren damlalar damlatılarak göz bebeğinin tam dilatasyonu sağlanır.
- Biyomikroskopik Fundus Muayenesi: Hekim özel 78D veya 90D lensler kullanarak retinanın merkezini, damar çıkışlarını ve çevre kadranları üç boyutlu inceler.
- Optik Koherens Tomografi (OCT): Retina tomografisi çekilerek makula kalınlığı mikron düzeyinde ölçülür ve kistik ödem taranır.
- Fundus Floresein Anjiyografisi (FFA): Damardan floresein boyası verilerek göz anjiyosu yapılır; damar sızıntıları ve iskemik alanlar haritalanır.
- Geniş Açılı Fundus Fotoğraflaması: Retinanın 200 derecelik panoramik fotoğrafları çekilerek periferik retina kanamaları arşivlenir.
Damlalı Göz Dibi Muayenesinde Nelere Bakılır?
Damlalı göz dibi muayenesi, diyabetik retinopati taramasının omurgasını oluşturur. Göz bebekleri büyütülmeden yapılan dar açılı muayenelerde retinanın yalnızca %15’i görülebilir ve periferdeki erken kanamalar tamamen atlanır. Dilatasyon sağlandıktan sonra hekim retinanın 360 derecelik tüm yüzeyini tarar.
İncelemede optik sinir başında neovaskülarizasyon olup olmadığına bakılır. Dört retina kadranındaki mikroanevrizma yoğunluğu, retina içi kanama paternleri, yumuşak eksüda odakları ve venöz boğumlanmalar tek tek sayılır. Bu muayene, hastalığın hangi evrede olduğunu gösteren birincil klinik basamaktır.
Göz Tomografisi ile Sarı Nokta Nasıl Taranır?
Optik koherens tomografi (OCT) veya halk arasındaki adıyla retina tomografisi, retinanın hücresel katmanlarını 3-5 mikron çözünürlükle gösteren optik bir biyopsi cihazıdır. Radyasyon içermez, göze temas etmez ve saniyeler içinde tamamlanır.
OCT, diyabetik makula ödemi teşhisinde ve takibinde tartışmasız altın standarttır. Sağlıklı bir insanda 200-250 mikron olan fovea kalınlığı, makula ödeminde 400-700 mikron seviyelerine fırlayabilir. Cihaz retina katmanları arasındaki kistleri, subretinal sıvıyı ve retinayı çeken vitreus zarlarını mikron mikron ölçer; uygulanan göz içi iğne tedavisinin sıvıyı kurutup kurutmadığı doğrudan OCT grafikleriyle takip edilir.
Göz Anjiyosu Hangi Durumlarda Çekilir?
Fundus floresein anjiyografisi (FFA), kol damarından floresein adı verilen sarı bir boyar maddenin enjekte edilmesi ve bu maddenin göz damarlarından geçişinin fotoğraflanması işlemidir. Göz anjiyosu her kontrolde çekilmez; tedavi kararı verilirken çekilir.
FFA iki hayati bilgiyi hekime sunar: Birincisi, hangi damarların sızıntı yaptığını (hiperflorefans) göstererek fokal lazer tedavisi yapılacak noktaları belirler. İkincisi ve en önemlisi, retinanın hangi bölgelerinde kan akımının tamamen durduğunu (kapiller perfüzyonsuzluk / iskemi) siyah alanlar olarak ortaya koyar. İskemik alanların genişliği, göze panretinal fotokoagülasyon lazeri yapılıp yapılmayacağını belirleyen ana kriterdir.
Diyabetik Retinopati Nasıl Tedavi Edilir?
Diyabetik retinopati tedavisi; hastalığın evresine, makula ödeminin varlığına ve iskeminin şiddetine göre yapılandırılmış hasta aday kriterlerine göre yönetilir:
– Göz İçi İğne Tedavisi (Anti-VEGF) İçin Uygun Adaylar:
– OCT’de merkezi tutan diyabetik makula ödemi saptanan ve görme keskinliği düşen hastalar,
– Hızlı geriletilmesi gereken aktif retina neovaskülarizasyonu bulunan proliferatif olgular,
– Vitrektomi ameliyatı öncesinde kanama riskini azaltmak amacıyla hazırlık yapılan hastalar.
– Lazer Fotokoagülasyon İçin Uygun Adaylar:
– FFA’da geniş iskemik alanlar saptanan ağır proliferatif olmayan ve proliferatif retinopati olguları (Panretinal Lazer),
– Merkezi tutmayan, lokal mikroanevrizma sızıntılarına bağlı fokal ödem odakları olan hastalar (Fokal Lazer).
– Vitrektomi Cerrahisi İçin Uygun Adaylar: – 1-3 ay içinde kendiliğinden açılmayan yoğun vitreus kanaması bulunan hastalar,
– Makulayı tehdit eden veya koparan traksiyonel retina dekolmanı gelişmiş olgular,
– İğne ve lazere dirençli, makula üzerinde büzüşmüş yoğun fibrovasküler zarı olan hastalar.
Göz İçi İğne Tedavisi Nasıl Uygulanır?
Anti-VEGF enjeksiyonu, günümüzde diyabetik makula ödemi tedavisinin birinci basamak standardıdır. Bu tedavi, retinadaki damar geçirgenliğini artıran ve yeni damar üreten vasküler endotelyal büyüme faktörü proteinini nötralize eder. Ranibizumab, Aflibercept veya yeni nesil Faricimab gibi etken maddeler kullanılır.
İşlem ameliyathane veya steril enjeksiyon odasında gerçekleştirilir. Göze anestezik damlalar damlatılarak tam uyuşma sağlanır; göz çevresi ve içi antiseptik povidon iyot ile temizlenir. Hekim, kornea kenarından 3.5 milimetre gerideki güvenli alandan (pars plana) saç teli inceliğindeki 30 Gauge mikro iğneyle ilacı vitreus boşluğuna enjekte eder. İşlem yaklaşık 2 saniye sürer ve hasta hiçbir keskin acı duymaz. Genellikle ilk 3-6 ay boyunca ayda bir yükleme dozları yapılır; ödem kurudukça enjeksiyon aralıkları açılır.
Lazer Fotokoagülasyon Damar Kanamalarını Nasıl Durdurur?
Lazer fotokoagülasyon, termal enerji kullanarak hasarlı retina dokusunu mikroskobik düzeyde yakan ve mühürleyen bir tedavi yöntemidir. Argon lazer fotokoagülasyon proliferatif evrede iki farklı stratejiyle uygulanır:
Fokal lazer tedavisinde, sızıntı yapan mikroanevrizmalar doğrudan hedef alınarak kaynaklanır ve sıvı kaçağı durdurulur. Panretinal fotokoagülasyon (PRP) yönteminde ise retinanın görme merkezi dışındaki oksijensiz kalmış tüm periferik alanlarına binlerce mikro lazer yanığı atılır. Bu yanıklar oksijen tüketimini azaltır; böylece retinanın VEGF üretmesi durdurulur. Uyaran kesilince kanamaya meyilli neovasküler damarlar büzüşerek kendiliğinden kurur ve kaybolur. Lazer tedavisi görmeyi artırmaz; görmeyi mevcut seviyesinde dondurarak körlüğü engeller.
Vitrektomi Ameliyatı Hangi Hastalarda Zorunludur?
Pars plana vitrektomi cerrahisi, gözün arka segmentine yönelik uygulanan en ileri mikrocerrahi ameliyatıdır. Göz küresinin beyaz kısmından açılan üç adet 23, 25 veya 27 Gauge kalınlığındaki mikro kanüllerle gözün içine girilir.
Göz içini dolduran ve aylarca açılmayan kanlı vitreus jeli özel mikro kesicilerle temizlenir. Ardından retinayı çeken ve büzüştüren tüm traksiyonel fibrovasküler zarlar mikro forseps ve makaslarla mikron mikron soyulur; retina tekrar anatomik tabanına yatıştırılır. Ameliyat esnasında retinaya içeriden doğrudan endolazer uygulanır. Retinanın yerinde kalmasını sağlamak için göz içine geçici olarak göz içi gaz tamponadı veya silikon yağı uygulaması yapılarak operasyon tamamlanır.
Kortizon İmplantları Ödemi Nasıl Çözer?
Anti-VEGF iğnelerine dirençli veya yetersiz yanıt veren diyabetik makula ödemi vakalarında intravitreal steroid implantı (Deksametazon implant) devreye girer. Diyabetik makula ödemi yalnızca vasküler değil, aynı zamanda yoğun bir enflamatuar süreçtir.
Göz içine küçük bir aplikatör yardımıyla bırakılan biyolojik olarak eriyebilen minyatür implant, 4 ila 6 ay boyunca göze sürekli mikro dozda kortizon salgılar. Kortizon kan-retina bariyerini düzenler, proinflamatuar sitokinleri durdurur ve inatçı makula ödemini hızla kurutur. En önemli yan etkileri katarakt gelişimini hızlandırması ve bazı hastalarda göz tansiyonu artışı yapabilmesidir; bu nedenle tansiyon takibiyle birlikte uygulanır.
Şeker Hastaları Görme Kaybını Önlemek İçin Nelere Dikkat Etmelidir?
Diyabetik retinopatiye bağlı körlüklerin %90’ından fazlası erken teşhis ve doğru yaşam tarzı disiplini ile önlenebilir:
- Yıllık Göz Taramalarını Aksatmamak: Hiçbir şikayet olmasa dahi Tip 2 diyabet tanısı alır almaz, Tip 1 diyabette ise tanının 5. yılından itibaren yılda en az bir kez damlalı fundus muayenesi yaptırılmalıdır.
- Glisemik Hedefleri Korumak: Açlık kan şekeri 80-130 mg/dL, tokluk kan şekeri 180 mg/dL altında tutulmalı; Hemoglobin A1c seviyesi %7’nin altında hedeflenmelidir.
- Tansiyonu Kontrol Altında Tutmak: Kan basıncı düzenli ölçülmeli, sistolik tansiyon 130 mmHg, diyastolik tansiyon 80 mmHg sınırını aşmamalıdır.
- Lipit Profilini Dengelemek: Kandaki kötü huylu LDL kolesterol ve trigliserid düzeyleri diyet ve ilaçla düşürülerek sert eksüda oluşumu engellenmelidir.
- Böbrek Fonksiyonlarını Takip Etmek: Yılda bir kez idrarda mikroalbümin taranmalı; böbrek hasarı başladığında göz kontrolleri 3-6 aylık periyotlara sıklaştırılmalıdır.
- Ağır Travma ve Efordan Kaçınmak: Proliferatif retinopatisi olan hastalar göz içi kanamayı tetikleyebilecek ağır halter kaldırma, nefes tutarak ıkınma ve sert darbelerden kaçınmalıdır.
- Sigarayı Tamamen Bırakmak: Tütün kullanımı periferik damarları büzerek retina iskemisini tırmandırdığından derhal terk edilmelidir.
Diyabetik Retinopati Muayenesi İçin Hangi Doktora Gidilmelidir?
Diyabetik göz hastalıklarının takibi ve tedavisi üst düzey retina tecrübesi ve donanım gerektirir:
– Vitreoretinal Cerrahi Uzmanı (Retina Cerrahı): Göz içi anti-VEGF enjeksiyonlarını, argon lazer fotokoagülasyonu ve pars plana vitrektomi ameliyatlarını bizzat uygulayan üst ihtisaslı göz cerrahıdır.
– Göz Hastalıkları (Oftalmoloji) Uzmanı: Diyabetik hastaların yıllık damlalı fundus taramalarını yapan, OCT ve göz anjiyosu değerlendirmelerini yürüten temel hekimdir.
– Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı: Retinopatinin ilerlemesini durdurmak için kan şekeri, insülin protokolleri ve metabolik parametreleri düzenleyen dahiliye uzmanıdır.
Ankara kliniğimizde, İç Anadolu Bölgesi’nin geniş diyabetik hasta popülasyonuna yönelik erken teşhis protokolü eksiksiz uygulanmaktadır. En son teknolojik spektral OCT, geniş açılı anjiyografi ve 27 Gauge dikişsiz vitrektomi cerrahisi altyapımızla şeker hastalarımızın görme yetisi ömür boyu güvence altına alınmaktadır.

Özet:
Diyabetik retinopati; kronik şeker hastalığına bağlı olarak retina kılcal damarlarının tıkanması, sızdırması ve kanamasıyla karakterize, çalışma çağındaki bireylerde en sık körlük yapan ilerleyici mikrovasküler hastalıktır. Mikroanevrizmalarla başlar; doku oksijensizliği nedeniyle neovaskülarizasyon, göz içi vitreus kanaması ve diyabetik makula ödemine evrilir. Temel çözüm sıkı glukoz kontrolü (HbA1c < %7), yıllık damlalı göz dibi taramaları, anti-VEGF göz içi iğne tedavileri, argon lazer fotokoagülasyon ve gerektiğinde pars plana vitrektomi cerrahisidir.
– Temel Nedenler: Kronik hiperglisemi, perisit kaybı, kan-retina bariyeri bozulması, retina iskemisi ve aşırı VEGF salınımı.
– Sinsi Gelişim: Başlangıç evresinde hiçbir ağrı ve görme kaybı yapmaz; makula ödemi veya masif kanama olana dek sessizce ilerler.
– Tanı Araçları: Damlalı göz dibi muayenesi, mikron düzeyinde optik koherens tomografi (OCT) ve damar haritalaması yapan göz anjiyosu (FFA).
– Tedavi Protokolü: Makula ödeminde aylık anti-VEGF iğneleri veya steroid implantları; iskemide panretinal argon lazer; açılmayan kanamalarda vitrektomi cerrahisi.
Ankara kliniğimizde, İç Anadolu Bölgesi’nin geniş diyabetik hasta popülasyonuna yönelik erken teşhis ve koruyucu retina protokolleri titizlikle yürütülmektedir. Tıbbi retina alanındaki üst düzey uzmanlığımızla, şeker hastalarımızın görme keskinliği modern enjeksiyon, lazer ve mikrocerrahi sistemleriyle ömür boyu güvence altına alınmaktadır.
Sıkça Sorulan Sorular
Diyabetik retinopati nedir?
Diyabetik retinopati, uzun süreli şeker hastalığına bağlı olarak gözün retina tabakasındaki kılcal damarların tıkanması, sızdırması ve kanamasıyla seyreden ilerleyici göz hastalığıdır.
Şeker hastalığı tamamen kör eder mi?
Tedavi edilmeyen ve glukoz kontrolü sağlanamayan ileri evre diyabetik retinopati, göz içi kanamalar ve dekolman sonucu geri dönüşümsüz tam körlüğe yol açabilir.
Şeker hastası ne zaman göz doktoruna gitmelidir?
Tip 2 diyabet hastaları teşhis konur konmaz hemen; Tip 1 diyabet hastaları ise tanıdan en geç 5 yıl sonra ilk damlalı göz muayenesine gitmelidir.
Diyabetik retinopati kendi kendine geçer mi?
Hayır, diyabetik retinopati kendi kendine geçmez veya gerilemez; kan şekeri düzelse dahi hasarlı damarlar tıbbi lazer veya enjeksiyon tedavisi gerektirir.
Göz dibinde kanama olması ne anlama gelir?
Göz dibinde kanama görülmesi, retina kılcal damarlarının şekerden hasar gördüğünü, duvarlarının çatladığını ve hastalığın aktif olarak ilerlediğini kanıtlar.
Şeker kaynaklı göz hasarı geri döndürülebilir mi?
Ölen retina hücreleri geri getirilemez; ancak makula ödemi iğnelerle kurutularak görme artırılabilir ve lazerle hastalığın daha kötüye gitmesi kalıcı olarak durdurulabilir.
Göz içi iğne tedavisi acıtır mı?
Hayır, enjeksiyon öncesinde göze güçlü anestezik damlalar damlatılarak göz tamamen uyuşturulduğu için hasta işlem sırasında iğneyi hissetmez, yalnızca hafif bir baskı duyar.
Göz içi iğneler kaç ay boyunca devam eder?
Tedavi genellikle ilk 3 ay üst üste ayda bir enjeksiyonla başlar; ardından OCT’de ödem kuruyana kadar hastanın yanıtına göre 2-3 ayda bir sürdürülür.
Şeker hastalarında göz lazeri ne işe yarar?
Lazer tedavisi oksijensiz kalan retina alanlarını kurutarak kanamaya meyilli yeni damarların üremesini engeller; mevcut görmeyi korur ve masif kanamaları önler.
Lazer tedavisi görmeyi artırır mı?
Hayır, panretinal lazer tedavisi görmeyi artırmak için değil, kalan görmeyi ömür boyu korumak ve gözü körlükten kurtarmak amacıyla uygulanır.
Vitrektomi ameliyatı kaç saat sürer?
Ameliyatın süresi gözdeki kanamanın yoğunluğuna ve retina dekolmanı varlığına bağlı olarak lokal veya genel anestezi altında yaklaşık 45 dakika ile 1.5 saat sürer.
Şeker hastalarında sarı nokta ödemi nasıl geçer?
Sarı noktada biriken sıvı, göz içine düzenli aralıklarla uygulanan anti-VEGF iğneleri veya yavaş salınımlı kortizon implantları sayesinde tamamen kurutularak geçirilir.
Kan şekeri normale dönünce göz düzelir mi?
Kan şekerinin düzelmesi yeni damar hasarlarını durdurur ancak oluşmuş olan kanamaları, ödemi veya çekinti zarlarını tek başına yok etmez; tıbbi tedavi şarttır.
Diyabetik retinopati gözde ağrı yapar mı?
Hayır, retinada ağrı hissi lifleri bulunmadığından hastalık tamamen ağrısız ilerler; yalnızca göz tansiyonu aşırı yükselirse (neovasküler glokom) şiddetli ağrı yapar.
Göz önünde örümcek ağı gibi lekeler neden olur?
Retinadaki zayıf yeni damarlardan gözün içini dolduran şeffaf vitreus jeline kan sızması sonucu hasta bu mikro kanamaları uçuşan örümcek ağları olarak görür.
Şeker hastalarında katarakt daha erken mi çıkar?
Evet, kanda yüksek seyreden glukoz gözün doğal merceğinde birikerek lens metabolizmasını bozar ve kataraktın normalden 10-15 yıl daha erken gelişmesine yol açar.
Göz tansiyonu şeker hastalığından yükselir mi?
Evet, retinanın oksijensiz kalmasıyla üretilen yeni damarlar gözün sıvı tahliye kanallarını tıkarsa neovasküler glokom gelişir ve göz tansiyonu çok tehlikeli seviyelere fırlar.
Diyabetik retinopati her iki gözde birden mi olur?
Evet, şeker hastalığı sistemik bir metabolizma hastalığı olduğu için her iki gözün damarlarını da tutar; ancak kanama ve ödem şiddeti iki gözde farklı seyredebilir.
Tip 1 diyabet hastaları ne sıklıkla kontrole gitmelidir?
Hastalığın başlangıcından 5 yıl sonra başlamak kaydıyla, retinada hiçbir hasar yoksa yılda bir; retinopati başlamışsa 3 ila 6 ayda bir kontrole gidilmelidir.
Tip 2 diyabet teşhisi konur konmaz göz muayenesi gerekir mi?
Evet, Tip 2 diyabet teşhis konulmadan önce yıllarca sessizce sürebildiği için hastaların %20’sinde tanı anında zaten göz hasarı bulunur; ilk muayene hemen yapılmalıdır.
Üç aylık şeker testi göz sağlığını nasıl etkiler?
HbA1c testinin %7’nin altında olması göz damarlarını korurken; %8’in üzerine çıkması retina damar tıkanıklıklarını ve körlük riskini katlayarak artırır.
Göz anjiyosu çektirirken alerji olur mu?
Kullanılan floresein boyası nadiren bulantı ve geçici cilt sararması yapabilir; ciddi alerjik reaksiyonlar çok nadirdir ve öncesinde antialerjik önlemler alınabilir.
Göz tomografisi çekimi radyasyon içerir mi?
Hayır, optik koherens tomografi (OCT) tamamen zararsız ışık dalgalarıyla çalışır; hiçbir X-ışını veya radyasyon içermez, hamilelerde dahi güvenle çekilir.
Göz içi kanama kendi kendine temizlenir mi?
Hafif ve ilk kez olan vitreus kanamaları baş yüksekte dinlenmeyle haftalar içinde çekilebilir; ancak yoğun ve açılmayan kanamalar vitrektomi cerrahisi gerektirir.
Vitrektomi ameliyatından sonra silikon yağı ne zaman çıkarılır?
Retina tabakasının tam kaynamasını sağlamak için göz içine verilen silikon yağı, retina yatıştıktan sonra genellikle ameliyattan 3 ila 6 ay sonra küçük bir operasyonla alınır.
Şeker hastalarında retina yırtılması neden olur?
Diyabetik neovasküler damarların etrafında gelişen sert fibrovasküler zarlar vitreus büzüştükçe retinayı gerer ve asılarak traksiyonel retina yırtılması ve dekolmanı yapar.
Diyabetik retinopati hastaları araba kullanabilir mi?
Erken evredeki ve merkezi görmesi sağlam hastalar kullanabilir; ancak makula ödemi olan veya lazer sonrası görme alanı daralan hastaların trafiğe çıkması risklidir.
Şeker kaynaklı görme kaybı aniden mi başlar?
Genellikle sinsi ilerler; ancak büyük bir göz içi kanama patladığında veya retina dekolmanı geliştiğinde görme saniyeler içinde aniden kararabilir.
Hamilelikte şeker hastalığı gözü bozar mı?
Evet, gebelikteki hormonal değişimler mevcut diyabetik retinopatiyi hızla alevlendirebilir; bu nedenle hamilelik planlayan kadınlar öncesinde ve her trimesterde muayene olmalıdır.
Tansiyonun yüksek olması göz kanamasını artırır mı?
Evet, yüksek sistemik kan basıncı diyabetten zayıflamış kılcal damarlara aşırı hidrostatik yük bindirerek retina kanamalarını ve makula ödemini şiddetlendirir.
Ağır kaldırmak şeker hastalarında gözü kanatır mı?
Evet, proliferatif evredeki hastalarda ağır kaldırmak veya ıkınmak kafa içi venöz basıncı artırarak kırılgan yeni damarların çatlayıp göze kanamasına yol açabilir.
Göz içi iğneden sonra gözde batma olması normal midir?
Evet, sterilizasyon için kullanılan antiseptik solüsyona ve iğne giriş deliğine bağlı olarak ilk 24 saat hafif batma, kızarıklık ve sulanma olması normaldir.
İğne yapıldıktan sonra banyo ne zaman yapılır?
Enfeksiyon (endoftalmi) riskini önlemek için göz içi enjeksiyondan sonraki ilk 48 saat boyunca göze kesinlikle musluk suyu değdirilmemeli ve banyo yapılmamalıdır.
Diyabetik retinopati için şifalı bitkiler var mıdır?
Hayır, diyabetik retinopatiyi iyileştiren veya damar sızıntısını durduran hiçbir bitkisel kür yoktur; bilimsel tedavileri terk etmek kalıcı körlükle sonuçlanır.
Şeker hastaları için özel gözlük var mıdır?
Retinopatiyi iyileştiren bir gözlük yoktur; kırma kusuru için normal gözlükler verilir, ileri görme kaybı olanlarda ise büyütücü teleskopik az gören cihazları kullanılır.
Vitrektomi ameliyatından sonra yüzüstü yatmak şart mıdır?
Eğer cerrahi sırasında göz içine gaz tamponadı verilmişse, gazın retinayı arkaya doğru yapıştırması için hekimin belirttiği süre boyunca (genellikle 3-7 gün) yüzüstü yatılmalıdır.
Şeker hastalarında gece görüşü neden bozulur?
Retina fotoreseptörlerinin kılcal damar tıkanıklıkları nedeniyle oksijensiz kalması ve yaygın lazer tedavileri periferik çubuk hücrelerini etkileyerek gece görüşünü zayıflatır.
Çizgileri eğri görmek şekerden kaynaklanır mı?
Evet, diyabetik makula ödemi sarı nokta merkezini bir kubbe gibi şişirdiğinde ışık reseptörlerinin hizası bozulur ve düz çizgiler kırık, dalgalı görünür.
Göz içine kortizon iğnesi katarakt yapar mı?
Evet, göz içi kortizon implantları ödemi çok iyi kurutmakla birlikte 1-2 yıl içinde katarakt gelişimini hızlandırabilir; katarakt oluşursa ameliyatla temizlenir.
Diyabetik retinopati çocuklarda görülür mü?
Tip 1 diyabetli çocuklarda ergenlik öncesinde nadirdir; ancak puberteyle birlikte hormonal dalgalanmalar nedeniyle ergenlik çağında hızla retinopati gelişebilir.
Şeker hastalarında göz kuruluğu daha sık mı olur?
Evet, diyabet kornea sinirlerinin hassasiyetini azaltarak ve gözyaşı bezinin mikrodolaşımını bozarak kronik göz kuruluğu sendromuna zemin hazırlar.
Göz dibi muayenesinde göz bebeğini büyüten damla ne kadar süre bulanıklık yapar?
Damlattıktan sonra göz bebekleri yaklaşık 30 dakikada büyür; yarattığı ışık kamaşması ve yakın görme bulanıklığı genellikle 4 ila 6 saat içinde tamamen geçer.
Diyabetik retinopati ameliyatı devlet karşılıyor mu?
Göz içi anti-VEGF iğneleri, argon lazer fotokoagülasyon ve vitrektomi ameliyatları belirli sağlık kurulu raporu kriterlerini karşıladığında SGK kapsamında karşılanmaktadır.
Şeker hastalarında lazer tedavisi kaç seans sürer?
Panretinal fotokoagülasyon lazeri retinanın genişliğine göre genellikle 1-2 hafta arayla yapılan 3 veya 4 ayrı seansta tamamlanır.
Sigara içmek şeker hastalarında gözü nasıl etkiler?
Sigara damarları daraltıp doku oksijenlenmesini bloke eder; retina iskemisini derinleştirerek hastalığın çok daha hızlı kör edici evreye atlamasına neden olur.
Göz içine gaz verildiğinde uçak yolculuğu yapılır mı?
Kesinlikle hayır; göz içindeki gaz kabarcığı kabin basıncı düştüğünde genleşerek göz tansiyonunu kör edici seviyelere fırlatır, gaz tamamen emilene kadar uçak yasaktır.
Şeker kaynaklı göz felci düzelir mi?
Diyabetin göz kası sinirlerini besleyen mikro damarları tıkamasıyla oluşan çift görme ve göz kas felçleri, kan şekeri dengelenince genellikle 3-6 ayda kendiliğinden düzelir.
Göz içi iğneleri bırakırsam ne olur?
İğneler hekim kontrolü dışında aniden bırakılırsa baskılanan VEGF hormonu yeniden patlar; makula ödemi nükseder, göz içine kanama olur ve kazanılan görme hızla silinir.
Diyabetik retinopati kalıtsal mıdır?
Hastalığın kendisi doğrudan kalıtsal değildir; ancak diyabete yatkınlık genetik olarak aktarıldığı için ailede şeker varsa retinopati riski de dolaylı olarak artar.
Şeker hastalarında göz muayenesi neden damlalı yapılır?
Çünkü göz bebeği büyütülmeden retinanın uç periferindeki iskemik alanlar ve erken kanamalar görülemez; erken teşhis için damlalı muayene zorunludur.
Diyabetik retinopati ameliyatından sonra görme tamamen açılır mı?
Görme artışı makulanın önceden ne kadar hasar gördüğüne bağlıdır; kanama temizlenince görme belirgin açılır ancak eski netliğe dönmesi zaman alabilir.
Erken evrede yakalanan diyabetik retinopati körlüğü önler mi?
Evet, düzenli taramalarla erken evrede teşhis edilip lazer ve iğnelerle zamanında tedavi edilen şeker hastalarının %95’inde körlük kesin olarak engellenir.
Ankara’da Diyabetik Retinopati için hangi kliniğe/doktora başvurulmalı?
Ankara’da diyabetik retinopati takibi için bünyesinde ileri vitreoretinal cerrahi, multimodal retina tomografisi (OCT), geniş açılı anjiyografi ve argon lazer barındıran kliniklere başvurulmalıdır.
Ankara’da Diyabetik Retinopati süreci nasıl ilerler?
Ankara kliniğimizde süreç; damlalı göz dibi taraması, aynı gün OCT ve göz anjiyosu değerlendirmesi, acil anti-VEGF enjeksiyonu ve gerekirse vitrektomi planlamasıyla ilerler.
